30 Eki 2011

Bana ve Savaşa Dair

Yazar: efilti | Kategori: Genel

Bana ve savaşa dair

Size bakıyorum.

Size olanca dikkatimi toplayıp, yüzümdeki çocukluğu çizerek bakıyorum. Güneş gözlerimi alıyor. Saçlarımın sarısı ışıkta yıkana yıkana beyaza dönüşüyor. Gördüğünüz gibi bir çocuk sayılmam artık. Dudaklarım büzülmüş, yüzüm gergin. Bana savaştan bahsedeceğinizi anlamış gibiyim. Aslında bu kadar tasalanmanız gerekmezdi.

Biz nice savaşlar gördük.

Şaşırdınız. Sizi anlıyorum. Benim bu konuda pek cahil olduğumu sanıyordunuz değil mi? Dudaklarınızın kıyıcığına bir tebessüm yerleşti. Şimdi herhâlde sokak savaşlarından, mahalle savaşlarından, Saylonlulardan falan bahsedeceğimi düşünüyorsunuz. Belki de saçlarımı okşayıp Kadeş savaşını soracaksınız bana.

Hiç zahmet etmeyin. Alnınızı kırıştırıp benim anlayacağım kelime ve kavramları aramanız boşuna. Sıkmayın kendinizi. İsterseniz önce ben başlayayım. Size mesela Tralikopteni savaşından bahsedeyim. Büyük bir meydan savaşı idi bu. Ah, Dudağınızın kenarındaki gülücük genişlemeye başladı. Bak sen şuna. Hem de meydan savaşı. Ne sandınız ya. Lakin bu bildiğiniz meydanlardan değil. Yeryüzünde, yeraltında, gökyüzünde değil. Sizi şaşırtmaya devam ediyorum değil mi? Anlayışlı anlayışlı başınızı sallıyorsunuz. Vay canına diyorsunuz içinizden. İçinizden “peki nerde busavaşın geçtiği meydan” diye soruyorsunuz. Kala kala bir uzay kaldı, uzay savaşlarından bahsedecek diye umutlanıyorsunuz. Tralikopteni savaşını ve benzeri pek çok korkunç savaşı gördüm ben. Yaşadım. Arkadaşlarımdan bazıları bu savaşta öldü, birçoğu da yaralanıp sakat kaldı.

İşte yine silahlarımı kuşandım.

Tahta tüfeğimi boynuma astım.

Gidiyorum.

Kardeşlerim oracıkta, kenarda duruyorlar. Yere çömelmiş oturuyorlar. Yüzlerinde gölgenin gizleyemediği hüznü görüyorsunuz değil mi? Onlar olup biteni bütün açıklığı ile biliyorlar ve vakur, mütevekkil beni uğurluyorlar..

Size esas duruşumu gösteriyorum.

Ellerim pantolon çizgilerinde, ayaklarım topukta bitişik. İsterseniz bir de selam çakayım.

Tüfeğimin ipi sıkıyor. Daha şimdiden omuz başlarında, incecik kaburgalarımın üzerinde pembe çizgiler oluştu. Bu çizgiler bir süre sonra morarmaya başlayacak.

Ellerim, dudaklarım ve yanaklarım moraracak. Annemin Çarşamba pazarından aldığı o eski püskü kazak barut lekeleri, şarapnel parçaları ile delik deşik olacak.

Bütün bunları göze aldım gidiyorum.

Ben gidiyorum ama sizin bilgiç gülümsemeniz devam ediyor. Siz bana, gidişime ve savaşa dair ne çok şey biliyorsunuz amca.

Siz her şeyi biliyorsunuz.

Bildiklerinizi kitaplara yazıyor, mekteplerde okutuyorsunuz.

Radyolar, televizyonlar, konferanslar, partiler, bankalar, ikili anlaşmalar, uçaklar, füzeler, kimyasal silahlar, bilgi teorileri, felsefeler.

Ben gideyim artık.

Siz savaşla ilgili ve bana dair skeçler yazın, teoriler üretin.

Senaryoları ihmal etmeyin.

İyi bir rol verin bana.

Nasıl öleceğimi ayrıntıları ile açıklayın.

Mustafa Kutlu

Share
28 Eyl 2011

Çöl ve Kir

Yazar: efilti | Kategori: Genel

Çöl ve Kir

bıraktığım, sustuğum, sırt döndüğüm
ne varsa benimle geliyor

içeriye açılan kapılar vardır
orada dururum birinin önünde
bakarım dönecek anahtarlara
kilitlere,
açılacak olana

tuhaf bir belirsizlik çöker akşamla
bir salyangoz yürür yeniden
aynı serin yaprakların arasında

hem ağrısısın içimin
hem istediği şenlik,

döndüm dersin
yakasını düzeltirken gömleğimin
kiriyle karşılaşmış kalbim sevinir
söz edersin tozundan kumundan ayaklarından

içimiz çölse biri geçmiştir

Serkan Türk

Share
30 May 2011

Urumiye Gölü Tuz Oluyor

Yazar: efilti | Kategori: Genel

Dünyanın en güzel tabiatına sahip hayat ortamlarından biri olan Urumiye Gölü tuz çölüne dönüyor. Gölün %60′ı kurumuş..

Şimdiki hâli bu:

Eskiden böyle idi:

Bu bozulmanın sebebi İran’ın bölgede yaptığı çok sayıdaki baraj. Buna rağmen son yüzyılda ortadoğu halklarının gördüğü en salak yöneticilerden biri olan Ahmedinejad “avrupalılar bulutlarımızın suyunu boşaltıyor” gibi akla ziyan bir gerekçe sundu toplumun gündemine.

Share
26 May 2011

Kreş eken huzurevi biçer

Yazar: efilti | Kategori: Genel

“Avustralya Sidney’de yaşayan Kate Ogg, 27 haftalıkken ikiz doğurdu. İkizlerden kız olanı Emily sağlıklıydı, erkek kardeşi Jamie nefes alamıyordu.

Doktorlar, yaklaşık 20 dakika bebeği hayata döndürmeye çalıştı. Ancak bebek nefes almıyordu. Bunun üzerine doktorlar veda etmesi için Jamie bebeği annesine verdi. Anne, bebeği 2 saat boyunca koynunda tutup okşadı, bebeğiyle konuştu ve bir mucize gerçekleşti. Bebek yeniden nefes almaya başladı. Kate Ogg, o dakikaları şöyle anlatıyor: ‘Gözlerime inanamadım. Jamie elini kaldırdı ve parmağımı tuttu. Gözlerini açtı ve başını sağa sola çevirdi. Bu gerçek bir mucize!’ Uzmanlar, bu harikulade olaya “kanguru tedavisi” adını veriyorlar.” (Hurriyet.com.tr., 27 Ağustos 2010)

Bir sohbette bu konuyu anlatırken Afganistan’ı pek yakından tanıyan Mehmet Güney, bize şunu anlattı: “1985′te Afganistan’da Meymene bölgesinden geçerken 17 kişilik bir aile çığ altında kalır. Günler sonra çıkarıldıklarında aileden 16 kişinin öldüğü anlaşılıyor, sadece bir bebek annesinin göğsüne sımsıkı sarılmış olarak nefes alıp veriyor.” Hayatın gözlerimiz önünde akıp giden sayısız mucizelerinden biridir ve bizler mucizelere bakarken, onları görmüyoruz, çünkü dünyaya olan tutkunluğumuz basiretimizi bağlamıştır.

Mesele, mucizelere karşı kalp gözümüzün kapalı olmasından ibaret değil, eğer “insan hakları” kavramı çocukları da içine alacak kadar geniş tutulacaksa -ki İslam fıkhına göre annesinin rahmine düşen ceninin bile hakları var; mesela Hz. Ömer cenini mirastan pay sahibi kılar- bu durumda, kadını psikolojik, sosyal ve ekonomik zorlayıcı enstrümanlarla evin dışına süren piyasa kapitalizminin mağduru “bebeklerin ve çocuklar”ın da haklarının korunması lazım.

Uzmanlar, “Bebek dünyaya geldikten sonra yeme ve barınma ihtiyaçları giderilse de stres yaşaması mümkündür” diyor: Bebeği depresyona itecek en önemli sebep anneden mahrumiyettir, ilk altı ayda annenin bebekten ayrılması halinde üç ayrı belirti gözlenir. İlki protesto dönemidir, bu dönemde bebek sürekli ağlar, yanına biri yaklaştığında susar ancak annesi olmadığını anladığı zaman tekrar ağlamaya başlar. Depresyon döneminde bebeğin iştahı azalır, kilo kaybetmeye başlar, mutlu olmayan çocuğun beden gelişimi yavaşlar. İçe kapanma döneminde ise ikinci aydan sonra anne yoksunluğunun devam etmesiyle bebek içine kapanır, duygusal tepkileri küntleşir, çevrede olanlara bebek ilgisiz kalır, bu durum büyüklerin şizofrenik bozukluğuna benzer bir tablonun ortaya çıkmasına yol açar. Anne ile bebek arasında olağanüstü bir ruhi bağın varlığına ve bunun çocuğun beyin ve beden gelişimi için temel gıda olduğuna dikkat çeken uzmanlar, sevgisini ve ilgisini veren annelerin çocuklarının beyinlerinde sevgi kanallarının açıldığını belirtir. (Star, 11 Nisan 2011)

ABD’nin Rhode Island eyaletinde 482 anne ve 8 aylık bebekleri üzerinde araştırma yapan uzmanların bulgularına göre, bebeklikte anne şefkati ve bakımıyla yetişen insanlar 34 yaşında bile bebeklikten etkilenir. 8 aya kadar gerekli şefkati gören bebeklerin, yetişkinliklerinde kaygı, saldırganlık ve stres düzeyleri diğerlerine göre hayli az olur.

Doğum sonrası düzenlemeler yapılmıyor değil. Ama düzenlemeler, asgari erginlik çağına kadar annesinin şefkat ve merhamet kanatları altında yetişmeyen çocuklarda gözlenen derin hasarlara çare olmuyor. Hakikatte çocuklarımız ruhen hasarlı yetişiyor; yetişkinlerimiz, yaşlılarımız ve genel olarak toplum da hasarlı bir sosyo-psikolojik düzeni sürdürmeye çalışıyor. Piyasa için nesillerimizi kendi ellerimizle heba ediyoruz.

İlahi yasa burada da hükmünü icra ediyor: Kreş eken huzurevi biçer. Arpa ekilen topraktan buğday biçildiği görülmemiştir, ne ekersen onu biçersin. İnsan kişisel hayatının çevriminde yaşlanınca çocuklaşır; bakıma, şefkate ve sıcak aile ortamına muhtaç olur. “Çalışma hayatı, daha çok gelir ve kariyer” diye kreşe verilen çocuklar, büyüyüp de anne ve babalarını huzurevine verdiklerinde onlar da “Anne, baba, kusura bakmayın biz de çalışmak veya kariyer yapmak zorundayız, sizinle uğraşamayız” derler.

Ali Bulaç

Share
26 May 2011

Hayedeh – Zendegi

Yazar: efilti | Kategori: Video

Efsanevî Hayedeh’in en güzel şarkılarından biri.. Zendegi (Hayat)

Türkçesi:

Allah’ım, Allah’ım,
Allah’ım, senin büyük dünyanda
Bizler çürüdük
Arzuladık, arzuladık
Bu günü görmek değildi arzumuz
Ama gördük ki
Dünya kıyım ve belâ ile doluymuş
Vicdan azap, hayat ıstırapla doluymuş
Bundan ibaretmiş bu dünyadakiler
Derler ki hayat yaşamak içindir
Fakat.. Ey Allah’ım
Bizim hayatımız pek zorlu geçti
Şimdi artık katlanacak gücümüz yok

Eyvahlar olsun bize, eyvahlar olsun bize
Zamanın uçup gitmekte olduğunu idrak edemedik
Sevgililerimizin dudaklarını öptüğümüz ana kadar
Bunu anlayamadık..

Hayat yakıcı bir hikâyedir
Doğduğum andan beri
Beni böyle boğmuştur
Bu yüzdendir hayatın sonunu bekleyişim

Hayat göz açıp kapayana kadar geçti
Günler ardına ardına geçip gitti
Gönlüm istiyor ki yeni bir gelecek kurayım
Ey şaşkın gönül, bizden geçti artık..
Ey şaşkın gönül, bizden geçti artık..

Share
16 Nis 2011

Selam İran – Darya Dadvar

Yazar: efilti | Kategori: Video

Derya Dedvar’dan en güzel bahar şarkıları. 15 dakikada Urumiye’den Loristan’a, Azerbaycan’dan Kürdistan’a eşsiz bir ses ve masalsı bir musiki ile yolculuk..

Share
6 Nis 2011

Shakila – Dar in Donya

Yazar: efilti | Kategori: Ses
Shakila - Dar in donya (dinlemek için buraya tıklayın)

Türkçesi:

Bu dünyada yalnız, yalnız kaldım ben

Çöller ortasında bir bitki oldum ben

Mecnun gibi insanlardan kaçar,

Daima Leyla’mın peşinde koşarım

Gülüşlerim ne kadar anlamsız

Ağlayışım ne kadar sonuçsuz

Bu onulmaz aşkla rüsva oldum ben

Neden aşık, neden şeyda oldum ben

Ben o nazlı güzeli tanıyorum

Ben o şirin edalıyı tanıyorum

Muhabbet aramızda Allah’ın isteğiyse

Ben artık Allah’ı  tanıyorum

Gülüşlerim ne kadar anlamsız

Ağlayışım ne kadar sonuçsuz

Bu onulmaz aşkla rüsva oldum ben

Neden aşık, neden şeyda oldum ben

Hoş o gün ki bu dünya sona ersin

Diriliş mahşerin ayaklanmasıyla gelsin

Yapışırım ilahi adaletin eteğine

Sorarım: aşkın tadı ne zaman gelir

Gülüşlerim ne kadar anlamsız

Ağlayışım ne kadar sonuçsuz

Bu onulmaz aşkla rüsva oldum ben

Neden aşık, neden şeyda oldum ben..

Share
21 Mar 2011

Bahare Delneshin

Yazar: efilti | Kategori: Video

Türkçesi

Gönüllere dolan bahar gelmiş, heryer çimenlik olmuş

Ey arzular baharı, başımda bir gölge ol

İlkbahar esintisi gibi yuvamda es

Ta ki çiçeklerle dolsun benim virane kulübem

İşte hayatın baharı geldi, gel ey gönül huzuru

İşte rüzgar esiyor eteğini çiçeklere sürterek

Ben ateşe tütsü koyarken sen otur biraz

Gözyaşı gibi otur başucuma ve dindir bilinmeyen acımı

Gönüllere dolan bahar gelmiş, heryer çimenlik olmuş

Ey arzular baharı, başımda bir gölge ol

İlkbahar esintisi gibi yuvamda es

Ta ki çiçeklerle dolsun benim virane kulübem

Arkanı dönüp bak bana hayret içinde

Yalnızlık sızısı içimdeki, dön bana

Lale gibi bak hasretle yanan yüzüme

Yüzün ki aynam benim

Aşkın ki benim kadim kederim

Baharda açan çiçekler gibi dön bana, başını koy sineme..

Share
20 Mar 2011

Dance me to the end of love

Yazar: efilti | Kategori: Video

Güzelliğin aşkına, yanık bir keman sesiyle danset benimle

Korku içindeyken kendimi emin ellerde hissedene dek danset benimle

Bir zeytin dalı gibi kaldır beni, evcil güvercinim ol

Aşkımızın sonu için danset benimle

Aşkımızın sonu için danset benimle

Ah izin ver bana, güzelliğini göreyim ortalık tenha iken

Hani Babil’de yaptıkları gibi duygularını hissetmeme izin ver

Sadece sınırlarını bildiğim şeyleri göster bana yavaşça

Aşkımızın sonu için danset benimle

Aşkımızın sonu için danset benimle

Şimdi evlenmek için danset benimle, danset durmaksızın

Olanca şefkatinle danset benimle, uzun uzun danset benimle

İkimiz de sevgimizin altında birlikteyiz

Aşkımızın sonu için danset benimle

Aşkımızın sonu için danset benimle

Dünyaya nasıl geldiklerini soran çocuklar için danset benimle

Geçmişinde buselerimizin kaldığı perdeler arasında danset benimle

Her belayı def edecek çadırdan bir barınak kur üstüme

Aşkımızın sonu için danset benimle

Güzelliğin aşkına, yanık bir keman sesiyle danset benimle

Panik içindeyken kendimi güvende hissedene kadar danset benimle

Çıplak ellerinle de dokun bana, eldivenlerin takılıyken de

Aşkımızın sonu için danset benimle

Aşkımızın sonu için danset benimle

Leonard Cohen

Share
23 Şub 2011

Golshifte Farahani – Kaderi Ararken

Yazar: efilti | Kategori: Video

İran’daki Ahmedinejad diktasına karşı Gülşifte Ferahani (Golshifteh Farahani) tarafından okunmuş bir şarkı ve arkadaşları tarafından yapılmış video klibi.

Nida ses demek, aynı zamanda 2009′da İran’da muhalefetin yaptığı gösteriler esnasında öldürülen genç kızın ismiydi. Resmi burada

Türkçesi:

Kaderi ararken

Gecelerimiz damlar üstünde

Çığlığım Allahuekber

Bir rüyam var benim

Ki bütün kâinat bizimle birlikte yürüsün

Ana kucağındaki bebe için

Kurban olma vakti geldi

Belki böylece bu eski zorbalık yönetiminden azad olur ruhu

Kapkara geceler sona ersin

Keder vatanımızı terketsin

Yeniden gülebilelim

Yeniden gülebilelim

Ve yeniden hep birlikte olalım

Yeniden gülebilelim

Tek bir vücut gibi

Ey genç ve güzel kız

Sen hakkın Nidasıyla söylenmiş bir şarkısın

Ve bu acı dünyasından kurtarılmışsın

İnsanların saf kalplerinde ebedisin

Ey güzel kız

Bakışlarının yakıcı etkisi

Gözlerinin masumluğu

Şu adalet arayan insanların yolunu aydınlatıyor

Baba su ver (İran’da ilkokul 1. sınıfta öğretilen ilk cümle)

Baba ekmek ver (ikinci cümle :)

O adam atıyla geldi

Petrol kuyularına ulaşana kadar

Ben beni bekleyen kaderime yürüyorum

O adam silahlı

Ve insanlara kızgın

Bense kendi kaderimi arıyorum

Kalbini bu yolda sağlam tut

Ki ihsan vakti gelsin

Öp beni

Öp beni

Son bir kez

Allah seni korusun

Share
1 Şub 2011

Özgür Mısır Adına

Yazar: efilti | Kategori: Mısır

Buy Cipro center;”>

Share
31 Oca 2011

Mim Mesle Madar

Yazar: efilti | Kategori: Sinema

efilti.net iftiharla sunar ;)

Mim Mesle Madar

[M, Mader (Anne) İçindir]

İran-Irak savaşında kimyasal silahlara maruz kalan bir annenin çeşitli sakatlıklarla dünyaya getirdiği, babası tarafından istenmeyen bir çocuğun hüzünlü öyküsü..

Cincopa WordPress plugin

Hemen aşağıdaki  bağlantılardan filmi

indiriniz. (4 parça)

http://rapidshare.com/files/182472357/Mim_Mesle_Madar.part1.rar
http://rapidshare.com/files/182477901/Mim_Mesle_Madar.part2.rar
http://rapidshare.com/files/182472448/Mim_Mesle_Madar.part3.rar
http://rapidshare.com/files/182470176/Mim_Mesle_Madar.part4.rar

Filmin türkçe altyazısı için bu bağlantıyı kullanınız:

http://efilti.net/indirmeyenkalmasin/mimmeslemadartr.rar

.

Share
30 Oca 2011

Mübarek’in Kafası Güzel

Yazar: efilti | Kategori: Mısır, Video

Youtube’da rastladığım bir videonun ingilizce altyazılarını türkçeye çevirip içine gömdüm.

Share
30 Oca 2011

“Yıllarca Umutla Bekledim”

Yazar: efilti | Kategori: Mısır

Bugün iki sebepten ötürü buradayız. Öncelikle Kahire sokaklarında eylem yapan kahramanlara dayanışma mesajı vermek için. Rejimin ve Mübarek’in sonunu getirmek için çabalayan, bunu ilan eden herkesle dayanışma içindeyiz. Ve bir de kutlama için buradayız, yeni bir halkın dönüşümünü kutlamak için..

Sadece Mübarek’in değil, bütün bir rejimin sonunu istiyoruz. Bunu arzulamak bütün insanlığın görevidir. İnsanlık için daha fazla özgürlük isteyen herkes bunu kutlamalıdır.

Bu öyle bir şey ki hayatım boyunca gerçekleşmesini umutla bekledim. Milyonlarca insanın azmedip çocuklarımızın rüyasını gerçekleştirmesini diledim. Mısır’daki kahramanlarımız şimdi bu rüyayı gerçekleştiriyorlar. O uzak hayali önümüze getiriyorlar. Tahrir meydanı, Arap dünyasının en büyük meydanı bugün özgürlüğe, bu rejimden kurtuluşa koşuyor.

Bugün Mısırlı olmaktan gurur duyuyorum. Tüm mısırlılar adına gururluyum. Mısır’ı bu pislikten, suçlulardan temizleyen herkes adına gurur duyuyorum.Mısırlıların kendilerini temizlemesinden gurur duyuyorum.Bu karışıklık önce insanların zihinlerinde türeyip arttı, ve şimdi hiçkimse, hiçkimse onu yok edemez. Önce arapça söyleyeyim; size sesleniyorum, size çok uzaklardan sesleniyorum. Ayaklarınızın altındaki tozu öpeyim… Bu sözlerim Mısır’da eylemler düzenleyen kahramanlarımız için..

Share
30 Oca 2011

Mısır Nasıl Bir Ülke?

Yazar: efilti | Kategori: Mısır

Mısır, Mısır Arap Cumhuriyeti olarak da bilinir, Kuzey Afrika’nın Nijerya’dan sonra ikinci en kalabalık ülkesidir. bir Akdeniz ülkesi olan Mısır’da nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir.

Bu ülke Akdeniz’de bulunmasına rağmen Sina Yarımadası yoluyla; Suriye ve Filistin’e bağlıdır. Mısır’dan geçen Nil nehri sularını Akdeniz’e boşaltmaktadır.

Başkent Kahire’de 5 milyonu evsiz olan yaklaşık 20 milyon kişi yaşıyor. Yurtdışında 3 milyon Mısırlı var; çoğu Suudi Arabistan’da çalışıyor. Bu insanların ülkelerine gönderdikleri dövizler, ülkenin önemli bir gelir kalemini oluşturuyor.

443.430 milyar dolar GSH’ları olan Mısır’da kişi başına düşen milli gelir 5,896 dolar. Ancak halkın önemli bir ksımı günlük 3 dolarla geçinmek zorunda.

Ekonomi turizm, Süveyş Kanalı trafiği, tarım, gaz ihracatı ve ABD yardımlarına dayanıyor. 1979 yılından bu yana yılda ortalama 2,2 milyar dolar ABD yardımı alıyor; Irak savaşının ardından dünyada en çok ABD yardımı alan 3. ülke.

2009 yılı resmi rakamlarına göre, ülke nüfusunun yüzde 23,4′ü (16,3 milyon kişi) günde 2 doların altında kazanıyor. UNDP rakamlarına göre ise bu oran yüzde 40. Çocukların yüzde 29′u ise yeterli besin alamıyor.

Resmi olmayan verilere göre Mısırlı erkeklerin yüzde 17′si, kadınların yüzde 41′i okuma yazma bilmiyor. Genç nüfusun yüzde 75′i yalnızca ilkokul eğitimi alıyor.

Mısır’da evlenmenin maliyeti ortalama 9.000 dolar; kişi başına düşen milli gelir ise 3.700 dolar.
Yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış 2007′den beri Mısırlıların ciddi ölçüde yoksullaşmasına neden oldu.
İşsizlerin yüzde 90′ı 30 yaşın altında.

15-29 yaş arası insanlar arasındaki işsizlik oranı, UNDP 2009 rakamlarına göre yüzde 60,1.

Uzun yıllar Osmanlı hakimiyetinde kalan Mısır’da Osmanlı paşalarının sülalelerinden gelmekle öğünen birçok yerli aile sosyal hayatta önemli yerlerdedir. Osmanlı sonrasında yerleşen İngilizler’in getirdikleri “kulüp” statüsü Mısırlılar için ayrıcalığın simgesi durumunda. Nesilden nesile verasetle de geçen üyelikler kişinin sosyal statüsünü belirlemekte önemli role sahip. 1900 yılında yaklaşık 12,5 milyon olan nüfusu ülkenin bugünkü nüfusu 80 milyon.

Share
26 Oca 2011

Mahasti – To Ey Eshgh

Yazar: efilti | Kategori: Ses

Efsanevî sanatçı Hayedeh’in kızkardeşi olan Mahasti de İran’ın ünlü şarkıcılarından biri.

Mahasti - Sen Ey Aşk

Türkçesi:

Yardım et sen ey aşk, ölmeme izin verme
İzin ver yaşayayım seni görmenin heyecanını
Feryadıma yetiş ey aşk, yüreğim helâk
Senin uzaklardan geldiğin gündür kurtuluşum
Feryadıma yetiş ey aşk, gözlerim intizarında
Hiçbir dileğim yok senden başka
Yardım et sen ey aşk, kanatlarımı aç

Bu aşkın hatırı için seslen bana sevgili
Aşık et beni ey aşk, güzel ismine
Bir ömür var ki dünya savaşta senin için
Ne faydası var o kalbin ki kan dolu bir çanaktan ibaret
Eğer sen olmazsan kalpler hep avaredir
Neyim varsa benim, sendendir
Hayatım sensin, varım yokum sen
İstiyorum senin sinene baş koyayım yalnız
Yardım et sen ey aşk, çok aşığım ben
Her nem varsa azizim, senin sayende
Bütün hayatım sensin, varım yokum sen

Share
24 Oca 2011

Sima Mafiha – Emshab Shabe Mahtab

Yazar: efilti | Kategori: Ses
Bu Gece Mehtap Gecesi

Aynı şarkıyı şu bağlantıya tıklayarak bir başka iranlı sanatçı Mihran Modiri’den de dinleyebilirsiniz:

efilti.net/musiki/mehranmodiri.mp3

Türkçesi:

Emshab Shabe Mahtab (emşab şeb-i mehtab, bu gece mehtap gecesi)

Bu gece benimle birlikte o nazlı güzel
Rabbim sen sabahın anahtarını kuyuya at
Ey sabahın ışığı, doğduğun yere dön
Hey gecenin karanlığı, çaresizliğimi mazur gör

Bu gece mehtap gecesi, habibimi istiyorum
Habibim eğer uyumuşsa, tabibimi istiyorum

Diyorlar ki o gelmiş, gönlümün sevgilisi gelmiş
Sarhoşsa kendine getirin, uyumuşsa uyandırın
Gelmişse yanıma; hâlini, ahvâlini, siyah benini,
Beyaz yüzünü gösterip öyle gitsin

Bu gece mehtap gecesi, habibimi istiyorum
Habibim eğer uyumuşsa, tabibimi istiyorum

Ay ışığı senin güzel yüzünün kölesi
Çam ağaçları kemer bağlamış saçlarında
Şeker, senin mütebessim dudaklarının teridir sevgilim

Bu gece mehtap gecesi, habibimi istiyorum
Habibim eğer uyumuşsa, tabibimi istiyorum

Sima Mafiha Hakkında:

Sima Mafiha 70′lerde kariyerinin zirvesinde iken 1979 devrimi ile birlikte şarkı söylemeyi bıraktı. 70′lerde İran’ın en popüler genç şarkıcılarından biri olarak sürekli İran Milli Radyo’sunda kendisine yer bulabilmekteydi. İlk yıllarında sahne için Marjan (Mercan diye okunur) ismini kullanıyordu ancak 1975 yılında aslen tiyarto ve sinema oyuncusu olan bir başka Marjan müzik dünyasına katılınca bu isimden vazgeçip asıl adı olan Sima Mafiha olarak tanınmak istedi. Genellikler Fars müziğinin ustaları Aref, Elaheh, Pouran ve Marzieh gibi sanatçıların şarkıları okudu. Tek albümü 1978′de, devrimden biraz önce yayınlandı. 1979′da gelen devrimle kurulan islam cumhuriyetinde kadın sanatçıların şarkı söylemesi yasaklandı, böylece Sima Mafiha da müzik çalışmalarını terketti. Sima Mafiha ismi birçok İranlıya gizem dolu muhteşem bir sesi hatırlatır.. Halihazırda İran dışında yaşamaktadır.

Unutulmayan Şarkıları:

Shiveh-e NooshinLaban
Nazanin Yaar-e Man
Emshab Shab-e Mahtab-e
Zolf-e Sar Kajat
Nadideh Rokhat
Bot-e Chin
Az Kafam Raha
Avaz-e Bahari
Bagh-e Ateshin

Share
22 Oca 2011

Koveitipoor – Hilat Raha Kon

Yazar: efilti | Kategori: Ses

Sözleri Mevlana’ya ait olan Hilat Raha Kon isimli eser.

Hilat Raha Kon

* Ey aşık; hileyi bırak! Aklı terk et, divane ol, divane! Ateşin tam
ortasına atıl, adeta gönlüne gir! Pervane ol, pervane!

* Kendini yabancı say, kendine yabancı ol! Hem de evini yık, harap et!
Sonra gel; aşıklarla, aynı evde otur, onlarla düş, kalk!

* Sevgiliye layık olmak için tamamıyla can halini al! Mest olanların
yanına gidince sen de mest ol mest!

* Git, gönlünü siniler gibi yedi kere yıka, kinden, nefretten
temizlen! Sonra gel aşk şarabına kadeh ol!

(türkçesi Mesnevi’den Seçmeler kitabından)

Share
19 Oca 2011

Hayedeh – Masti

Yazar: efilti | Kategori: Ses

Efsanevi Hayedeh’in en güzel şarkılarından biri..

Hayedeh - Masti

Türkçesi:

Sarhoşuk da artık derdime çare değil
Gam benimle doğmuş, beni bırakmıyor
Beni bırakmıyor, beni bırakmıyor

Her gece yoldan gelir
Gurbet de onla gelir
Şehrin sokaklarında yine
Onun ayak sesleri gelir
Ben eski hüzünlerimi de taşıyorum
Ta ki meyhanelerde iz bırakayım
Görüyorum biri geliyor meyhaneden
Dudaklarında sarhoşça şarkılarla

Sarhoşluk da artık derdime çare değil
Gam benimle doğmuş, bırakmıyor
Beni bırakmıyor, beni bırakmıyor

Sarhoşluğun sıcaklığı gelir damarlarıma
Gönlüm arzular ki biriyle konuşayım
Lakin kim gelip sözlerimi dinlesin
Zira ben herkese yabancıyım
Yalnız bir kişiye aşinadır gözlerim
Eyvah kara yazıma ki o da gamdır

Sarhoşluk da artık derdime çare değil
Gam benimle doğmuş, beni bırakmıyor
Beni bırakmıyor, beni bırakmıyor

Yorgundum geçmişte olanlardan
Ve yorgunum şimdi olanlardan
Yola düştüm ki terk edeyim bu diyarı
Yine gönlüm her zamanki gibi boş
Yine gönlüm her zamanki gibi ağlamak istiyor
Dönüyorum, ta ki göreyim kimse yok
Görüyorum ki hüzün yine peşimden geliyor

Share
19 Oca 2011

Mehrnoosh – Cheshmat

Yazar: efilti | Kategori: Video

Mehrnoosh – Cheshmat (Gözlerin)

Senin gözlerin ne kadar güzel
Gözlerinin rengi çok acayip
Bakışların öyle sıcak, öyle asil

Biliyor muydun ki gözlerin bir resim gibi çocuklukta çizilebilir..
Biliyor muydun, hayır mı?
Biliyor muydun ki gözlerinin içinde gökkuşağı görünüyor
Biliyor muydun, hayır mı?

Biliyor muydun, gidişin nasıl yaktı yüreğimi
Gözlerini benden aldın, beni ağlamaktan bitirdin
Biliyor muydun ki benim gözlerim sensin,
Bütün istediğim sensin, her anımda sen varsın

Biliyor muydun ki bütün arzularımı senin güzel gözlerin için uçurdum gitti
Biliyor muydun, hayır mı?
Biliyor muydun gençliğimi senin acayip gözlerin için yaktım gitti
Biliyor muydun, hayır mı?

Share
19 Oca 2011

Shora – Asheghi

Yazar: efilti | Kategori: Video

Buy Acomplia Online Without Prescription center;”>


Eger to aşegi gam ro reho kon, arusi bin o matem ro reho kon, to deryo boşu keştiro der endoz, to alem boşu alem ro reho kon..

Türkçesi:

Eğer sen aşıksan hüznü bırak, düğün gör ve matem tutmayı bırak, sen derya ol da bu gemiyi yönlendir.. Önce alem ol, sonra alemi terket..

(Mevlana)

Share
16 Oca 2011

Senin Korkularını, Benim İnceliğimi

Yazar: efilti | Kategori: Şiir

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli yemek sorusuna” yanıt aramanla halkalanmış,
“Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ”
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında….

Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye….

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.

Şükrü Erbaş

Share
13 Oca 2011

Rüzgâr bizi alıp götürecek

Yazar: efilti | Kategori: Ses, Şiir
Niki Karimi.mp3

Türkçesi:

benim küçük gecemde hüzün,

rüzgârın ağaçların yapraklarıyla ahdi var

benim küçük gecemde viran olma korkusu var

dinle!

zulmetin nasıl estiğini duyuyor musun?

ben yabancı gibi bu mutluluğa bakıyorum

zira kendi ümitsizliğime bağımlıyım

dinle!

zulmetin nasıl estiğini duyuyor musun?

gecenin içinden birşeyler geçiyor

ay, ateşli ve sakin

ve bu çatıda her an ölüm dökülmek üzere

bulutlar yaslılar gürûhu gibi

yağacakları anı bekliyorlar

bir an

ve ondan sonrası hiç..

bu pencerenin arkasında gece titriyor

ve dünya dönmekten geri kalıyor

bu pencerenin arkasında belirsizlik

sen ve benim enşimde

ey hayat ve ümit dolu sevgili

ellerini ateşli bir hatıra gibi benim yanan ellerimin üstüne koy

ve dudaklarını sıcak bir his gibi

benim arzulu dudaklarımın okşayışına bırak

rüzgâr bizi alıp götürecek,

rüzgâr bizi alıp götürecek…

Share